
İlişki bitimlerinde iki tarafında üzüldüğü düşüncesi bana tamamen saçma geliyor. Yani eğer beş sezonluk sevda dizisi ayrılığında imkansızlardan ayrılmadıysanız demek ki biri pes etmiş demektir. Pes etmek burada yorgun , bitap düşmek anlamındaki yorgun değil. İşte 'ee birlikteyiz işte güzel de bu ilişki rutine bağladı' durumu tam olarak.
Bu da bi taraf evde iki göz iki çeşme ağlayıp, kaderin böylesine yazıklar olsun içerikli gözyaşları dökerken diğer taraf ilişki boyunca ikinci plana attığı arkadaşlarını ve ilişkiye başlamadan önce cilveştiği tipleri arayıp 'bugün hangi mekanda bekarlığın tadını çıkarsam' tribine düşer. Sanki ilişki onun için bi hapishaneymiş bu zavallımı prangayla bağlamışlarda bu da dışarı çıkınca özlediği şeyleri yapıp anasının yemeklerini yermiş gibi milletin ağzına memesine dalıyor.
Kafamda bu konunun tamamen evirilip çevirilmesinin nedeni en yakın arkadaşımla yaptığım konuşma. Onun inandığı ya da sanırım bu ara inanmayı ümit ettiği şey ayrılan tarafında boşluğa düşüp 'yazık lan kızı da üzdük ,ne iyi kızdı bi daha böylesini nah bulurum' diye düşünmesi. Ya o çok Polyana ya da ben çok Pesimistim ama sonuç şu ki; dışarda eğlenenler bizler değiliz.



