BEN İSTEMEZ MİYDİM?
Çocukluğumdan beri aile üyeleri arasında en sevilen çocuk, en akıllı ya da en çok taktir edilen olmak istemişimdir. Ama her nasılsa bütün çabalarım geri çevrilmiş ailenin günah keçisi rolünü kaptım .Şimdi gidip aile içinde anket yapsalar kesin'ha o mu? aklı inliğe cinliğe çalışır,başına buyruk huysuzun tekidir' sonucu elde edilebilir.
Bu sonuçta benden çok kesinlikle annanemin parmağı olduğuna eminim. O Türk dizilerinde gördüğünüz ton ton, ailesini masa etrafında toplayan ulvi kadından çok Melih bey takımının başı Firdevs Hanım edasına sahip bi hatundur kendisi.Sümbül ağa depsotluğunu elde tutmuş ama yılların geçmesiyle kimsenin onu sallamadığı fark edince bir ergen asiliğine bürünmüş sanki .
İkimize dair hatırladığım anılar genelde ya beni bişeyler için suçlaması ya da laf sokmasından ibaret genelde. Son beş yıldır galiba içtenlikle birbirimize sarılmadık bile ve galiba dostlar alışverişte görsün mantığıyla yakın davranıp birbirimizin dedikodusunu yaptığımız bile oluyor bazen.
Annanemi sevmeyi en son hangi gün bıraktığımı bile hatırlıyorum; Altıncı sınıfa gittiğim yıl annem kanser hastası olmuştu, annem ve babam ben küçükken ayrılıdığı için yıllardır babamı görmemiştim eğer annem ölürse ortada akrabaların beslemesi şeklinde büyümek korkusu, hayatta tek ailem annemi kaybetme korkusu ve ergenlik diye bişey olduğundan yeni haberdar olmak gibi kaygı ve streslerim vardı.O zamanlar cuma günleri tv'de yüzüklerin efendisini veriyorlar annem o kemoterapi yorgunluğuna ağrılarına rağmen benimle onu izliyordu. Sanki ben uyuduğum zaman ağrılardan ağlayacağını farketmeyeceğimi umuyordu.Tabi o zamanlar anneme bakacak kadar büyük olmadığım için annanem ve dedem bizde kalıyorlardı. Dedem annemi kaybetmekten o kadar korkardı ki her gece biz uyuduktan sonra annemin nefesini dinlemek için odaya gelir içi rahatlayınca mutfağa gider bi sigara yakardı.
Annanem ise empati diye bişeyin varlığından o zamanlar pek haberdar değildi.Öğleden sonraları okula gidiyordum. O sabahta oh bu geceyi de atlattık diye kalktım, annemle konuştum , yemek dedim eh napıcan okula gidicen dimi? Annaneme göre evi temizlemek görevinde ona yardım etmeliymişim.Okul formam üzerimde ,servis gelecek ben çıkamıyorum niye annaneme esmişler beni fırçalıyor.Öyle aman sus otur bi çocuk olmadığım için çıkıştım tabi anamm keşke susaydım dilime orada arı istilası olaydı da konuşamasaydım.Annanem ilişkimize darbeyi vuracak o muhteşem cümlelerini söyledi o an 'annen senin yüzünden hastalandı, sen ne kadar kötü bi çocuksun babana benzemek zorunda mıydın bu kadar? Ama tabi baban neydi ki sen ne olacaktın, dedim ama kızım bu çocuğu alma bundan hayır gelmez diye'.Şimdi olsa o an o kadar şey söylerdim diye düşünüyorum ama o gün kapıyı açıp çıkıp servise binmiştim,bütün tenefüste okulda ağlamıştım.
Bazen kinci miyim diye bu konuda kendime çok kızıyorum ama inanın bu durum o kadar kısa sürüyor ki.Bazı insanlar 'sen onu sevmediğin için o seni sevmiyor diyorlar' ama aslında o bu kadar bencil olduğu ve onu sevme nedenlerimi elimden aldığı için onu sevmiyorum.Ve bi gün ona benzemekten korkuyorum..
30 Ağustos 2012 Perşembe
26 Ağustos 2012 Pazar
ŞUAN YANINDA OLAN DEĞİLDİR DOSTUN..
Dostluk kavramının belki de ayrılmayan öğelerinden biri zaman-mekan dostlukları. İnsanın yalnız kalmaktan korkmasından mıdır yoksa yavşak bi ruh halimizin olmasından bilinmez çabuk uyum sağlıyoruz bu zaman-mekan dostluklarına. Sanki işimiz bitince ya da oradan ayrılınca bu büyük yanıltıcı dostluğun biteceğine inanmıyoruz ya da aslından inanmamak işimize mi geliyor pek de bilemiyoruz.
Hele bi de biz Akdeniz yöresinin sıcak kanlı milleti bir sahiplenme bir bağrına basma organizasyonu olduğunda hemen kendimizi öne atıp kırk yıllık ahbap kesiliyoruz.Herkesle bi can ciğer bi kuzu sarması allah allah.Kırk yıldır birlikteymişiz,sanki onlar yokken hayatın anlamını bilmiyormuşuz da o gelip çekip çıkarmış bizi gibi bir kutsallıkla bakıyoruz zaman-mekan dostluğumuza.
Gözümüzde öyle bir yere geliyor ki zaman-mekan dostları o hiç ayrılmayacaz komutu beyne öyle bir işliyor ki aslından gerçek dostlarımız ikinci plana atılıyor.Şu an yanımda olan kimse o'dur benim dostum bilgisi zihne dağılıyor ve yanımda değilsen hayatımdaki yerinde de biraz indirim yapıcaz durumuna geliyor insanın gönlündeki gerçek dosttun yeri.Sıcak kanlı olmak,şu an birlikteyken arkadaş olmak, birlikte bir durumu paylaşmak ne kadar farklıysa hayatın boyunca yanında olucak gerçek dostlar da bi o kadar farklıdır. Yıllar sonra bir köşede ağladığında gerçekten yanında kimler olucak sorusunun cevabında gizli aslında herşey.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
