Hiç gelmeyeceğini bildiğin halde beklemek.Sanırım bunu hayatımızda bir şekide hepimiz tadıyoruz.Bu olay çocukluk dönemin de hiç gelmeyecek oyuncakların gelmesi, ergenlikte cep telefonu, laptop gibi statü göstergesi şeyleri beklemek gibi. Ama sanırım büyüdükçe bu maddi yöndeki bekleyiş kendini maneviyata çeviriyor.Oyuncak yerine gerçek arkadaşa, cep telefonu yerine yanımızda olacak dosta ihtiyaç duyuyoruz.
Bazen de bi anda bekleyişlerin en kötüsüne rastlıyoruz ''aşk'a''. Bu bekleyiş insanın en fazla canını acıtandır.Onun yerine başkasıyla yetinemezsin illaha da o olsun istersin. Hiçbir zaman senin olmayacagını bildiğin halde hayallerini kurarsın.
Vitrine yeni konumuş cep telefonu gibidir. Her önünden geçtiğinde ona hayranlıkla bakar, tek yapman gerekenin parayı ödemek olduğunu bilirsin. Ama hiçbir zaman o kadar paraya yani cesarete sahip olamazsın. O senin için ulaşılmazı beklemek olarak kalacaktır hep.
Bazende sahip olduğunu kaybedersin. bu hiç elde edemediğini beklemekten daha zordur.Çünkü o giderken içindeki umudu da götürmüştür. Körü körüne beklersin.Özlersin hatta özlemekten yorulursun ama yine de beklersin.
Zaman geçecek ve bütün bunlar senin için komik anılar olacak ' ne kadar da aptalmışım!' diyeceksin diye çevrendeki insanlar seni kandırırlar. Hepsi birer yalancıdır. Ne zaman herşeyin ilacı ne de çivi çiviyi söküyor sana geriye elin bağrında beklemek kalıyor.Koca bir hiçi beklemek..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder