30 Kasım 2011 Çarşamba

Yine Çağan Irmak, Yine gözyaşı, Yine aile ,Yine kayıp..

 Çağan Irmak filmlerini izlememeye karar vermiştim.Genel bir hikaye, aynı cast,aynı duyguyu işlemesinden dolayı kendimce bir isyanda bulunup 'bir daha da izlemem' diye kendimce izleyici tepkisi koydum.Ama kendimce koyduğum tepkiyi, kendimce bahaneler uygurarak biraz da annemim israrları sonucu filmi izlemeye gittim.
 Patlamış mısırım,kolam,annem ve ankaranın vazgeçilmezlerinden sinemada öpüşen yan komşularımla filmi izlemeye koyuldum.Filmin ilk başladığı an klasik bi Çağan Irmak filmine hoş geldiniz desem de kendimi gülmekten ve göz pınalarımı yaşla doldurmaktan geri koyamadım.
 Ege'nin insanını hiç süphesiz ki en iyi bizlere gösteren insan Çağan Irmak. Ama bu sefer filmde değindiği bir konu benim açımdan taktire şayandı. Bu güne kadar İstanbuldan Yunanistana göçmek zorunda kalan Yunanları göstermenin aksine Türklerin mübadele zamanında evlerini, hayatlarını geride bırakarak bir suçlu gibi ne zorluklarla oradan göçtüklerine değinmiş.Bence de çok iyi yapmış. Yıllardır süre gelen bir geleneği yıkmış; tamam Yunanların için zordu ama ya biz Türkler? O dönem kimse için kolay değildi,bir topluluk yerine genele bakmanın gerektiğini düşünsemde başka bir bakış açısı sunduğu için Çağan Irmağı da tebrik etmek istedim.
 Onun dışında hep aynı oyuncularla çalıştığı gerçeği bu filmde de yine belirgin bi şekilde. Babam ve Oğlum da bizi ağlamaktan harap düşüren dede-torun ilişkisi bu filmde yine baş konu. Ve dede rolünde Çağan'ın vazgeçilmez tercihi Çetin Tekindor.Biz çocuk iken aklımızdaki dede tiplemesi hep Hulisi Kentmendi,sanırım Çağan böyle devam ederse bizden sonrakilerin tatlı-sert dede modeli Çetin Tekindor olacak.
 Sonuç olarak her ne kadar klişeleri içinde bulunduran bir film olsada izlenmeli ve biraz gözler dolmalı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder