4 Nisan 2012 Çarşamba

Bazı erkekleri seversin ama onu elde etme çabasını sevmezsin!

  Platonik ilişkilerinde kendince rutin bir işleyişleri vardır. Görürsün, beğenirsin, elde etmeye çalısırsın, olmadı vazgeçersin.Ama o iş platonikten çıkmış ve sen hala onu elde etmeye çalısıyorsan bu işin boku çıkmaya başlamıştır kolay gele.
  İki kişinin birbirine karşı birşeyler hissedip birlikte olamaması durumununu düşünürsek iş iyice boka sarar.Bir kız, bir erkek birbirine karşı birşey hissedip nasıl birlikte olamazlar? Bu biraz saçma değil mi lan ! Bir taraf ya birşey hissetmiyor 'aman bu aralar işler kesattı bu benim yan cepte dursun' diye düşünüyordur ya da arada sezonluk sevda dizisi çıkacak bir durum vardır. Şimdi Türküz durduk yere dizilik olay yaratıp kendi kendimizi depresyona sokmaya severiz ama birincisi daha gerçekçi gibi duruyor açıkçası.
    Hele bu birlikte olmamanın daha klişe durumları da vardır ki oww !! Ben ilişkiye inanmıyorum, bence sevgili olmak çok saçma, bence, benim istediklerim ben ben ben. Biz gülü sevdik de bu elde etmesi çabası pek hoş değil. Böyle kafam karısık , önceki ilişkimde çok yıprandım diyen , ben benci erkeklerle karşılaşırsanız, ona hayatta başarılar dileyip hızla uzaklaşın. Çünkü o adamdan size yar olmaz. Onun sadece  sizi sevebilme ihtamalini seversiniz bir bahar günü Ankarada !!!

15 Şubat 2012 Çarşamba

 İnsan hiçbir işe bitecek diye başlamaz. Her zaman en iyisi olacak, en güzelini başaracağim der. Ama bilmez ki o işi ne kadar uzun süre yapabilecek.ya da o planı ne kadar gerçek olacak. Düşünsenize günde binlerce plan yapıyoruz peki kaçı gerçekleşiyor kaçının sonunda oldu diyebiliyoruz.Kaç kere kıştan planladınız bir tatile çıkabildiniz?
 İlişkilerde bir nevi bitmeyeceğini düşünerek başladıgınız planlar değil mi ? O son sevgiliyle günün birinden de ayrılacağınızı bilmeden, düşünmeden beklenmedik bir anda ayrıldınız. Belki benim gibi pronoyak nasılsa bir gün bitecek durumda başlamısken ana kaptırıp ayrılık kısmını unutuvermiştir.
 Hayatımdaki çoğu ilişkiler ben bitmesini hiç hesaba katmamışken aniden bir telefon mesajı ve ya facebook chatinde bitti.(Evet hiçbir sevgilim yüzüme söyleyecek kadar cesur ve anlayışlı değildi.) Bende her zamanki gibi kendimce karar verip dedim ki 'kızım mal olacağına baştan sonunu düşün'. Düşündüm de ama başarılı oldum mu? Tabiki hayır! Blog yazılarıma sebep erkek arkadaşımla birlikte olmaya başladığımızda kararlıydım 'ne olursa olsun sakın kaptırma!'Ama hayatın planlamadığımız gibi olmadığu sonucundan yola çıkarsak, ben yine kaptırdım bi anda farkettim ki hayatın merkezi o ve ben onun hayatındaki bağımlı bir uyduyum.
 Sonucu  tahmin edilmesi güç olmadığı gibi kendimi suçlanmış ve bunalımın kucağında buldum.Bişeye hangi düşünceyle başlarsanız başlayın sonuç sizin düşündüğünüz gibi olmaz.Ya hiç başlamayın ya da sonuçlarını göze alın. Olmuyor mu o zaman en iyisi 'koyun götüne gitsin' Ne olursa olsun denemedim demeyin.

27 Ocak 2012 Cuma

  Beklentiyi düşük tut, yoksa o seni düşürür! 
ailelerin her zaman kafasında oluşturduğu ideal evlat tabusu hayatımın içine sıçmaktan öte bir durumu geçti artık. Türk filmi tadında bir aileye sahibim. Ben doğmadan önce sevgili ebeveyinlerin o kadar hata yapmıs ki ben maça direk yenik girdim. 
  Ailenin genelde kötü çocuğu benimdir. Bir kısmı beni severken diğer kısmı uyuz olur ,sonra taraflar değişir ama bi traf bana gıcık oluyordur. Hiç hatırlamam hepsinin aynı anda beni sevdiğini.Ne zaman biri hata yapsa ben o arada bi cümle etsem o cümle dünyanın en büyük olayı olur ve ben günah keçisi seçilirim.Çocukken bu beni o kadar üzerdi ki sevgi arsızı oldum sonunda. Bir gün dedim 'kızım ya hepsi seni sevecek ya sevecek' Tabikii bu işte tutmadı. Bende bundan da vazgeçtim.
  Baktım beni sevmeleri beklemek çok zor bende beni sevmemelerini istedim. Bende onları çok sevmedim. Aileden gelen gollerden biriyle kimi sevsem terkedildiğimi öğrendim. Sevme dedim bende kendime ama her komutu yanlış anlayan beynim bunu da çok sev olarak anladı.
  Neyse konudan sapmayalım.Ailede bana yüklenen rol sonucu okul hayatım boyunca herşeyi doğru yapmam, kusurlarım olmaması en yüksek notu ya alıcam ya ölücem gibi kurşun kalemli bir yaratık oluşturdular. Ama bünye bi yerekadar götürdü bunu! Bir yerde yemişim okulunu dedim. Ama onların bu saniyede bana yılın gerizekalısı ödülünü vereceklerini bilemedim.
  Tek bir hata senin kişiliğini belirleyebilecek birşeyse. Merhabaa yüzlerce hata yaptım !

12 Ocak 2012 Perşembe

         Yine ben kaybettim, eski sevgili kazandı!

  Eski sevgililerimle ilgili problemim yok ,eski sevgilimle ilgili problemim var. Hayatınızda takıntılı olduğunuz birini düşünün. Düşüncelerinizin temeli, hayattaki en büyük arzunuz. Geri dönse bu 'bu mu lan ?' diyeceğiniz ama yokken 'lanet olsun istiyorum onu' dediğiniz insanı.Hah işte o da benim eski sevgilim can can. Hayatım da olmamasının kalbimdeki boşluk dışında bir boka yaramadığı insan.
   Hayır beni terketmiş olması , bi daha arayıp sormaması ,aradığımda suratıma telefonu kapatmış olması gibi durumları geçtim benim hayatım böyle boka sararken adamın istediği herşeyi elde etmesi beni çıldırtıyor! Haksızlık değil mi bu adam hayatımın içine gitti eli, kolu, götü balda yaşıyor ben burada Halil Sezai mod isyandayım.
  Son darbeyi de erasmus sınavında yedim.Sabah kalktım gittim sınava nursuz suratım ve ben. Tam kapıda 'nerde girecem yae' diye bakınırken beyimiz tüm umarsamaz tavrıyla orada duruyor.Onu gören benim halimi bir hayal etsenize. Elim ayağım boşaldı,resmen mal oldum. Anında kaçtım oradan ama sınav boyu herifi düşündüm. Sonuç ne mi ? O sınavı kazandı beni terk etme bahanesi olan 'ben italyaya gideceğimi' gerçekleştiriyor. Ben elim götümde yine ' ne yakısırdı kar ama Ankaraya' klişeleriyle kaldım.
   Hak mı reva mı bu bana ? İnşallah İtalyada gay erkeklerin eline düşer, orası burası mıncıklarınır da gittiğine pişman olur. Ya bi İtalyan taşı bulup dönerse? Aha o zaman işte yine 'isyaeeaannn'!! 

Not: keşke gelirken bir çift rugan ayakkabı alsa yae paraya kıyıp (cimri,pinti herif para gidecek diye su içmez!)

1 Ocak 2012 Pazar

     Benimle mi birliktesin,yoksa arkadaşınla mı ?



 Kim demişse kadınlar ve erkekler arkadaş olamaz diye kesinlikle doğru demiş.Asla bunu sebebi hormonal çekimle, seksle ilgili değil.Bu kıskançlıkla ilgili evet kesinlikle onunla ilgili. 
 Düşünün çok yakın bir arkadaşınız var ve sap haliyle herşeyi birlikte yapıyorsunuz, her anında yanındasın ama birden hatunun ya da herifin teki geliyor ve onun ilgisini sizden çalıyor. Siz olmuyorsunuz artık onlar ve sen kalıyorsun geriye, ha bi de senin sevgilin yoksa boku yedin arkada 'yalnızım dostlarım' çalar hep.
 Duruma arkadaş açısından baktığında böyle bi de sevgili aşamasından bakalım. En sonunda millete 'boku yediniz oğlum benim sevgilim var her gece seks her gece güreş' diyecek duruma gelecekken arkadan şu cümle belirir 'o benim çok yakın arkadaşım ama'. Pezevenk geçen gece adını bile hatırlamıyordun cicikleri görünce! Siz buluşamazken ikisi birlikte olurlar,senin hakkında konuşurlar arkadaş arkandan sallar sevgili bi bok demez, hangi pozisyonda seviştiğinizi konuşur yataktaki halinle daşşak geçerler. 
 Göründüğü gibi ilişki iki taraf açısından da beter hele kızlar arasında. İki tarafta için için birbirinden nefret eder bazen bir taraf anlayışlıdır ki genelde anlayışlı olan taraf yalnız kalmaya mahkümdur. İki tarafın yakın arkadaş olma olasılıkları hesaplanmalı ve ona göre tanıştırılmalı aksi halde ikisinin birlikte olması her açıdan zararlıdır. Birlikteyken birbirlerine bakıp içlerinden 'lanet olası orospu'derken gülümserler ve birinin kalkıp mekanı terketmesiyle anından arkasından konuşmalar başlar.
 Bu hikayedeki iki karakterde oldum ben.Karşımdakinden tiksinmeme rağmen arkadaşıma ya da sevgilime hiç bişey demedim. Cümleleri hep sence diye kurdum ama buna rağmen nefret edilen ve terkedilen sürtük ben oldum. Bi keresinden sevgilim benden ayrılırken 'arkadaşlarımlada konuştum ayrılmamızın en doğrusu olduğunu söylediler 'dedi. Çüksüz arkadaşlarını ilişkimiz boyunca bir kere görmedim, peki bu insanlar benim neyime kusur buluyorlarda ayrılın diyo. Hele daha felaketi ben sevgilim ve onun korku filmi cadısı arkadası aynı yerdeysen benim yan odaya geçmemle kız 'iğrenç lan bu ' dedi. Ayna diye bişeyden haberin yok, öz eleştiriyi bilmiyorsun da eh be koca ağız ayıp lan bekle de sonra yap dedikodumu.
 Sözün özü şu ki arkadaşlar ve sevgililer bi arada çok zor yürür yani kızlar cephesinde böyle. Ya hormonlar ya arkadaşlık hepsi bu..

18 Aralık 2011 Pazar

 Ayrılıkların koca bir klişeden ibaret olduğunu farkettim. Daha doğrusu erkeklerin terk ediş sahnelerinin.Hepsi internette yazdığından şüphe ettiğim bazı cümleleri koyala yapıştır yöntemi ile kullanıyorlar.Bunda çok ciddiyim,yoksa erkek neslinin hepsinin 'sorun sende değil bende' demesinin mantıklı bir açıklaması olamaz.
 Yaratıcılıktan yoksunlar mı yoksa gelenekler her zaman işe yarar mantığıyla mı nedir hepsi aynı cümle kalıplarını kullanıyor.Hangi aklı başında insan kendini aşalayıp karşı tarafa 'sen daha iyilerine layıksın'der ki.Lan çüksüz madem ben senden daha iyilerine layıktım, o zaman niye götümden fino köpeği gibi ayrılmayıp daha iyisini bulmama engel oldun!Bencil herif zamanımı çalmasaydın.
 Dürüst olmanın bazı durumlarda pekte iyi olmadığını hepimiz biliyoruz ama kendince karşı tarafı kırmamak için böyle saçma sapan konuşmanında alemi yok.Yani sen böyle söylediğinde sadece sinir bozucu oluyorsun. Kendini bu kadar küçük düşürüp karşı tarafa sen malsın bunu yutarsın demenin ne alemi var.Hem kendini zorla yamamayıp sonrada haa ben salağım jeton yeni düştü neyse kusura bakma sen bunu da atlatırsın hem ilk defa dehlenmedin ya demenin ne alemi var.
 Rica ediyorum sevgili beyler ne kendinizle daşşak geçtirin ne de bizim sinirlerimizi bozun.Kimse sizin için ölmüyor bunu kabul edin!

14 Aralık 2011 Çarşamba

Evet tarihin ortanca çocuğu benim..

Her zaman istediği şeyi elde eden,herkes tarafından sevilen, başarılı insanlar vardır, ben hiçbir zaman onlaran biri olmadım.Ya başaramadım ya da elimden alındı.Ben yinede mutsuz olmaya gerek yok,yıkıldıysa yeniden yaparım dedim ama ben yaptıkça hayat 'sen bunu hakketmiyorsun' deyip sıfıra indirdi beni.
Sonunda karar verdim bende 'kötü bir insanım ve bu Tanrının beni cezalandırma biçimi' diye. Farkettim ki öyle değil, ben kötü biri olduğum için kaybetmiyorum ;dünyada bir eşitsizlik var, bende onun sıradan bir parçasıyım.

Aslında bizi yanlış yönlendiren çocukluğumuzda bize anlatılan masallar.Her zaman iyilerin kazandığı kötülerinse sonunda kaybettiği masallar koca bir yalan.Mutlu olmak için iyi ve saf olmak gerekmiyor,kötüler kazanıp iyilere götleriyle gülüyorlar.Bizde koca bir bunalımın içinde yeniden kazanma savası veriyoruz,hiç kazanamaacağımızı bile bile. O kadar da inanmıştım ki iyi bir kız olursam şirinleri görebileceğime.
Hiç sahip olmayacağım şeyleri hayal edip, hiç olmayacak inançların içindeyim.Evet kesinlikle o bahsedilen tarihin ortanca çocuğu benim. Sistemin benden istediği mutluluk formülünü uygulayıp,her zaman acı çekip yalnız kalmaya mahküm insanım. İnançlarım uğranı insanları üzmeyip benden istenenleri yaptığım içinde suçluyum.
Özür dilemek istiyorum. Cadının verdiği elmayı yiyip hiç gelmeyecek prensimi beklediğim, kötü üvey kardeşlerimi sevdiğim,kurbağının prens olacağına inandığım için..